7
Products
reviewed
34
Products
in account

Recent reviews by Dimachaerus

Showing 1-7 of 7 entries
2 people found this review helpful
11.8 hrs on record (7.8 hrs at review time)
Serinin en yeni üyesi Football Manager 2020 ile tekrardan uykusuz geçecek gecelere merhaba diyoruz.

Futbolun bir tutku, hatta yaşamın bir parçası halini aldığı ülkemizde, en çok eleştiri toplayan mesleklerden birisi de teknik direktörlük diyebiliriz. Bir takımda işler her kötü gittiğinde önce “O maça o kadro mu çıkar?”, “Gol arayan takımda o değişiklik mi yapılır?” gibi sesler yükselir, ardından da teknik adam istifaya davet edilir. İstediklerini alan taraftarlar bu sefer de başa geçecek yeni isim için tartışmaya başlarlar. “O adam gelmesin abi, yeterince ofansif düşünmüyor.”, “Küçük takımların hocası o, bizde işi ne?” ve dahası. Eski milli futbolcu ve teknik direktör Ümit Özat da bu durumu zaten “Ülkede 80 milyon teknik direktör var, herkes bir yorum yapıyor.” sözleriyle çok güzel özetliyordu.

Hal böyle olunca hayallerinizin takımını kurmak için Football Manager de yıllardır imdadımıza yetişiyor. Yıllardır büyük bir zevkle oynadığım ve incelediğim serinin en biricik üyesi Football Manager 2020, gene futbol dünyasına damga vurma hayaliyle yanıp tutuşanlar için biçilmiş kaftan olarak karşımızda duruyor. Büyük oranda serinin eski yapısına sırtını dayayan oyunumuz birkaç yeni dokunuş beraberinde futbol teknik adamlığı için gelmiş geçmiş en kapsamlı deneyimi vaat ediyor.

Football Manager 2020’deki farklılıklar oyuna ilk girdiğiniz andan itibaren kendini yavaş yavaş hissettiriyor. Takımınızı seçtiğiniz gibi yerel bir gazetenin sizin hakkınızda attığı manşet önünüze çıkıyor. Ardından kulübün tarihini kısa bir özet olarak alıp bir menajer olarak sizden 5 yıl içerisinde beklenen gidişat hakkında bilgi ediniyorsunuz. Hemen arkasından ise serinin alıştığımız o klasik ekranı önümüze geliyor ve gündemi mailler aracılığıyla biraz kurcalıyoruz.

Bir takımı devraldığınız zaman yapmanız gereken yığınla iş oluyor. Başkanla tanışma, teknik heyetle tanışma, oyuncu kadrosuyla tanışma ve ardından alınacak onlarca aksiyon. Antrenmanlar, kadro belirlemeleri, transfer süreçleri ve daha fazlası. Sancılı geçen ilk günleri Football Manager 2020 de güzel bir şekilde yansıtıyor. Menajerinizi yaratırken seride deneyimsiz seçeneğini işaretlediğiniz takdirde, bunun gibi aksiyon gereken işlemler öncesinde size bir rehber gösteriliyor. Böylelikle karmaşık işlemleri yapacakken işiniz biraz daha kolay oluyor.

İncelemenin Devamı: https://yabgunizampasha.com/football-manager-2020-inceleme.html

Diğer tüm inceleme/yorumları görebileceğiniz Steam Küratör sayfamız: https://store.steampowered.com/curator/6861952-Yabgu-Nizam-Pasha/
Posted November 16, 2019. Last edited November 16, 2019.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
5 people found this review helpful
2.2 hrs on record
Karate Kamil efsanesiyle yakından tanıdığımız Cemre Özkurt bu sefer de müzik ve macerayı bir araya getirip Beat The Game ile karşımıza çıkıyor.

Bir zamanlar Karate Kamil efsanesi vardı. Cemre Özkurt’un tasarımını üstlendiği ve kısa bölümler halinde yayınlanan animasyon serisi özellikle o zamanların genç jenerasyonu tarafından çok sevilmişti. Hatta aradan geçen uzun yıllara rağmen bugün hala efsanenin devam etmesini bekleyen bir kesim bile var. Karate Kamil’i dördüncü bölümünden sonra devamını göremedik, ancak Cemre Özkurt ismini sık sık duymaya devam ettik. Electronic Arts, Telltale Games, Activision ve Blizzard gibi oyun dünyasının ünlü şirketlerinde görev alan Özkurt, daha sonra San Francisco’da kurduğu Worm Animation ile çalışmalarına devam etti. Bu çalışmaların bir ürünü olan Beat The Game ise Worm Animation’ın ilk projesi olarak dikkat çekiyor.

Beat The Game, sürrealist bir dünyada, belirsiz bir gerçeklik algısıyla beraber oldukça ilgi çekici bir macerayı bizlere sunuyor. Oyun içerisindeki karakterimiz Mıstık, uçan motosikletiyle çölde yolculuk ettiği sırada kaza yapar. Kazanın ardından gelişen bir takım olaylar sonucunda Mıstık kendini son derece garip bir yerde bulur. Böylece bizim de rüya ile gerçek arasındaki bu sürreal dünyadaki keşif maceramız başlar.

Beat The Game alışagelmiş bir point and click oyunu gibi görünse de karakterimizi ve kamerayı özgürce hareket ettirebilmemiz de mümkün. Oyunu oynamak için bir kontrolör önerilmesine rağmen fare-klavye ikilisiyle de rahatça oynayabileceğiniz söyleyebiliriz. Oyun gerçek anlamda başladığı zaman karşımıza iki oynanış unsuru çıkıyor. Bunlardan ilki olan ses tarayıcısı ile çevremizde ses çıkaran nesneleri bulup onların örneklerini kaydedebiliyoruz. Diğeri ise topladığımız ses örneklerini bir araya getirerek müzik oluşturmamızı sağlayan bir cihaz. Beat The Game zaten yapımcıların da söylediği gibi “yolunuzu müzik yaparak bulduğunuz bir macera oyunu” bu sebeple de oyundaki ilerleyişinizi sürdürmek için ses örneklerini toplayıp ardından bir araya getirerek müzikler oluşturmanız gerek.

Ses örneklerini büyük ölçüde tarayıcımız ile kaydetsek de çevredeki unsurlar ile etkileşime geçerek de bunu yapmamız mümkün. Örneğin etrafta bulunan nesneleri tıngırdatıp bunlardan çıkan sesi kaydedebiliyoruz. Tabi etkileşim olayı bu kadarla sınırlı değil. Bulduğumuz bazı nesneleri çeşitli ses kayıtlarına ulaşmak için kullanmamız gerekiyor. Bu nesneler envanterimizde depo ediliyor ve görüntüleyebilmemiz mümkün. Ayrıca nesneleri kullanmak için herhangi bir hamle yapmanız gerekmiyor. Eğer çevrede etkileşime geçeceğiniz şey ilave bir nesne gerektiriyorsa oyun bu durumu size bildiriyor. Ancak o nesneyi daha önce bulmuşsanız sıkıntısız bir şekilde etkileşime geçerek ilerlemeye devam edebiliyorsunuz.

İncelemenin Devamı: http://www.oyunfest.com/beat-the-game-inceleme.html
Posted September 9, 2017.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
11 people found this review helpful
2 people found this review funny
1.0 hrs on record
Bol bol kılıç sallayıp kan döktüğümüz Nidhogg 2 beklentileri karşılıyor mu? Cevabı incelememizde.

2014 yılının başlarında piyasaya sürülen ve piksel piksel grafikleriyle eski dövüş oyunlarını hatırlatan Nidhogg genel olarak olumlu geri dönüşler almayı başaran bir yapım olmuştu. Basit bir kurgu üzerine dayalı olsa da sahip olduğu saf aksiyon ve eğlenceli mekanikleri oyunu özel bir yapım haline getirmişti. 2016 yılında ise yapımcı şirket Messhof Games ikinci bir oyunun geleceğini duyurmuştu. Nidhogg 2’nin daha kapsamlı bir çoklu oyuncu deneyimi ve yenilenen sanatsal bakış açısı başta olmak üzere pek çok yenilik barındıracağı açıklanmıştı.

Nidhogg 2’nin ilk oyuna göre çeşitli avantajları mevcut. Tabi kaçınılmaz olarak çeşitli dezavantajlar da göze çarpıyor. Tüm bunlara inceleme içerisinde sırası geldikçe değineceğiz. Ancak oyunun temel mantığı hala aynı. Ana amacınız bulunduğunuz haritada hızlıca ilerlemek ve Nidhogg isimli canavara yem olmak. Evet doğru okudunuz. Cesur bir şekilde cenk edip onca düşman öldürdükten sonra haritayı tamamlayabilmeniz için bir yaratığa yem olmanız gerekiyor. Tabi bu şanlı göreviniz sırasında karşınızda bir düşman bulunuyor ve size engel olmaya çalışıyor.

Tek kişilik moda ilk girdiğimiz zaman karşımıza gelen karakter oluşturma ekranı Nidhogg 2’deki yeniliklerden biri. Fazla detaylı olmasa da karakterimizin cilt rengi, kıyafet ve saç gibi çeşitli özelliklerini istediğimiz gibi değiştirebiliyoruz. Değiştirme işleminin ardından harita seçimini yaparak oyuna başlıyoruz. Söylediğimiz gibi değişen sanatsal bakış açısı en başta grafiksel anlamda kendini hissettiriyor. Karakter ve harita tasarımlarındaki detay seviyesi daha yüksek bir seviyeye çıkarılmış. Ancak bu durum ilk oyunu oynayan kesimi ikiye bölmüş durumda. Bir kesim Nidhogg ruhunun bu tercihle yok edildiğini söylerken kimileri ise yeniliklere olumlu gözle yaklaşıyor. Şahsen ben de olumlu gözle yaklaştığımı söyleyebilirim. Oynanış anlamında ise ilk yapımın sahip olduğu aksiyon ve kaos ortamı eksiksiz bir şekilde, hatta pek çok artı beraberinde devam ediyor.

Oyunda yönlendirme dışındaki üç temel hareketimiz zıplama, çömelme ve saldırı şeklinde. Zıplama ve çömelmeyi haritadaki ulaşımınız dışında daha farklı ve estetik saldırılar için kullanmanız mümkün. Hatta kimi zaman düşmanlarınıza karşı çömelmiş vaziyette veya havada iken saldırılar gerçekleştirmeniz gerekiyor. Kılıcınızı farklı seviyelerde tutarak düşmanın savunmasız bölgelerini hedef almanız mümkün. Ayrıca kılıcınızı dilerseniz fırlatabilirsiniz. Tabi bunu yaparken dikkatli olun. Düşmana isabet ettiremediğiniz veya savuşturulduğu takdirde silahsız kalacaksınız. Elbette silahsız savaşmanız da mümkün, ancak donanımlı bir düşmana karşı bunun zor olacağını hayal edebiliyorsunuzdur. İlk dövüşlerimde oyun kontrollerini ve yapay zeka düşmanın davranış tarzını benimseyene kadar fazlasıyla öldüm. Ancak az buçuk düşmanımın hareketlerini kestirmeye başlamamla birlikte ölüm makinesi olma yönündeki ilk adımımı kararlı bir şekilde tamamladım.

İncelemenin devamı: http://www.oyunfest.com/nidhogg-2-inceleme.html
Posted August 18, 2017.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
8 people found this review helpful
1.6 hrs on record
Eğlenceli saatler sunan ve buram buram nostalji kokan Hover: Revolt of Gamers’ı sizler için inceledik.

Dreamcast’ın efsaneleri arasında yer alan Jet Set Radio’yu mutlaka duymuşsunuzdur. Bol bol zıplama ve hareketli müzikler eşliğinde eğlenceli vakit geçirmeye imkan veren yapım, üzerinden yıllar geçse de etkisini yitirmeden kalabilmeyi başarmıştı. Hatta 2012 yılında konsollara ve mobil cihazlara da çıkışını gerçekleştirmişti. 2014 yılında ise Midgar Studio isimli bağımsız bir stüdyo, Jet Set Radio’nun bir nevi ruhani devam oyunu olan Hover: Revolt of Gamers’ı Kickstarter üzerinden duyurdu. Proje oldukça popüler hale gelince yapımcıların talep ettiği miktar kısa süre içerisinde toplandı ve oyunun yapım aşamaları ilerlemeye başladı. Uzun sayılabilecek geliştirme ve deneme aşamalarının ardından oyun nihayet çıkışını 31 Mayıs 2017 tarihinde gerçekleştirerek oyuncuların beğenisine sunuldu.

Hover: Revolt of Gamers tahmin edeceğiniz üzere Jet Set Radio ile fazlasıyla benzerlik taşıyor. Animasyonlar, oynanış mekanikleri ve müzikler eski oyunun mirasını devam ettiriyor. Tabi Jet Set Radio’ya göre teknolojiye ayak uydurmuş grafikler, daha akıcı kontrol imkanları ön plana çıkıyor. Peki bu kadar benzerliğe ve geliştirilmiş özelliklere sahip olan yapım başarılı bir devam oyunu niteliğinde mi, yoksa eskinin popülaritesine göz dikmiş mirasyediden başka bir şey değil mi?

Oyunumuzun farklı ve ilgi çekici bir hikayesi mevcut. ECP17 ya da diğer adıyla Hover City isimli şehirde “The Great Admin” lakaplı yönetici bir nevi diktatörlük başlatır. Şehrin tüm iletişim imkanlarını ortadan kaldırır, halkın eğlenmesini sağlayan kaynaklara yasaklar getirir. Bu yasakların ardından eğlence adeta yasadışı bir hal alır. Bizim de bu yasaklar hükümdarlığı içindeki görevimiz gençlerden oluşan bir ekip toplayıp “halkına kan ağlatan bu zalim diktatörün” hükümdarlığına son vermek.

Oyuna ilk girdiğimizde karşımıza karakter oluşturma ekranı çıkıyor. Ancak öyle detaylı bir şey beklemeyin. Sadece oluşturacağınız karakterin modelini, adını ve kıyafet renklerini belirlemek gibi sınırlı imkanlarımız var. Ayrıca tek karakter oluşturmak zorunda değiliz. Ekip topladığımızı söylemiştik, bu nedenle çok sayıda karakter oluşturma imkanımız var. Tabi bunu yapmak isteyeceğinizi sanmam zira ilk başladığımızda sadece iki farklı karakter modeli seçebiliyoruz. Kısa bir karakter yaratma faslının ardından oyunumuz başlıyor ve yüksek tempolu müzik beraberinde parkur yapıp oradan oraya zıplamaya başlıyoruz.

İncelemenin Devamı: http://www.oyunfest.com/hover-revolt-of-gamers-inceleme.html
Posted June 27, 2017.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
6 people found this review helpful
6.8 hrs on record (6.4 hrs at review time)
İblislerin ve yaratıkların istilasına uğrayan şehir Zagoravia kurtarıcısını bekliyor.

Oyun dünyasının en zor işlerinden biridir belki de Aksiyon RPG kategorisinde iyi bir oyun yapmak. Oldukça detaylı, sürükleyici ve sıkmayan bir oynanış sunmak büyük emek ve zeka ister. Dragon Age, Diablo serileri ve daha birçok yapımı içinde barındıran bu tür zaten başlı başına büyük risk taşırken özellikle de bağımsız yapımcılar için tehlikeli sular anlamına gelebilir. Aksiyon-RPG türünde olan Victor Vran; daha önce Tropico serisine çıkardığı oyunlarla ismini duyurmuş Haemimont Games tarafından geliştirilen ve Steam’in yeni gözdelerinden biri halini alan bir yapım. Oyun henüz Steam mağazasında çok satanların tepelerine ulaşamasa da listeye hızlı bir giriş yaparak takdir ve beğeni topladı. Peki bu zorlu alanda Victor Vran’in diğer oyunlardan farkı ne de bu kadar beğenildi? Gelin hep beraber karar verelim.

Oyunumuz ilginç ve çekici bir hikayeye sahip. Kötülüğün kol gibi gezdiği bir dünyada Zagoravia isimli bir şehirdeyiz. Karakterimiz Victor Vran iblislerle ve kötü yaratıklarla mücadele eden birçok iblis avcısından birisidir. Bundan bir sene önce, Zagoravia şehrinin yöneticileri şehirdeki yaratıklarla başa çıkamadıklarından ötürü yardım duyurusu yaparak iblis avcılarının toplanmalarını isterler. Ancak bunun bir faydası olmaz, çünkü ne kadar avcı toplanırsa toplansın sonuç hep hüsran hep ölüm olur. Victor’un yakın arkadaşı Adrian da çağrı üzerine harekete geçen, ancak geri dönemeyip kayıplara karışanlar arasındadır. Bir gün Victor, Adrian’dan Zagoravia’ya gelmesi yönünde kuzgunla iletilen bir mesaj alır. Bu mesaj üzerine harekete geçen Victor burada hem arkadaşının izini arayacak hem de kötülüğe bir dur demeye çalışacaktır.

Hikaye belirttiğimiz gibi ilgi çekici ve merak uyandırıcı. Oyun hack and slash mantığına sahip olduğu için hikaye görevden göreve, bizim irademiz dışında şekilleniyor ve aksiyon ağırlıklı gelişiyor. Dış seslerin yerinde kullanımı sayesinde de hikayemiz daha gizemli bir hale bürünüyor. Ayrıca doğru bildiğimiz yanlışlar ve yanlış bildiğimiz doğrularla kimi zaman ters köşe oluyoruz. Arkadaşımızın izini ararken birçok kişiyle tanışıyoruz, ‘lanet’ olarak görülen iblisler hakkında değişik bilgiler ediniyoruz ve işimizin sandığımızdan çok daha zor olduğunun farkına varıyoruz.

Oyuna ilk girdiğinizde fark edebileceğiniz şeylerden biri oyunun Val Helsing serisine bir miktar benzerliği olacak. Gerek karakterimizin tasarımı gerek çevre yapısı benzerliği gözler önüne seriyor. Çeşitli esinlenmelere sahip olsa da Victor Vran kesinlikle özgün bir yapım ve öyle muamale görmeyi hakediyor. Oyunda ilk birkaç dakikamızı ufak bir alıştırmaya ev sahipliği yapan bölgede geçiriyoruz. Alıştırma sırasında oyunla ilgili öğrendiklerimiz arasında “Overdrive” denilen bir güç de yer alıyor. Overdrive gücünü kazanma şekliniz kıyafetten kıyafete değişiyor. Bu gücünüz tam dolu olduğunda çeşitli özel savunma ve saldırı yetenekleri sergileyebiliyorsunuz. Alıştırma bölümünde hikayeye dair birkaç bilgiyi de öğrendikten sonra esas göreve atılamızın vakti geliyor. Ancak ilk önce kıyafet seçimi yapmanız gerekiyor. Önümüze üç adet kıyafet seçimi konuluyor ve üç kıyafet de ayrı özelliklere sahip. Bunlardan ilki olan Avcı Kıyafeti düşmanlarınıza hasar verdiğiniz zaman Overdrive gücünüzü dolduruyor. Kavalye Kıyafeti seçilirse Overdrive kendiliğinden artış gösteriyor. Son kıyafet Kanunsuz ise sadece kritik hasar verdiğinizde Overdrive dolduruyor. Birkaç farklı özelliğe daha sahip olan kıyafetlerden istediğimizi seçtikten sonra gerçek maceraya başlıyoruz.

İncelemenin devamı: http://www.oyunfest.com/victor-vran-inceleme.html
Posted July 30, 2015.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
27 people found this review helpful
3 people found this review funny