rienmar
Yusuf Emre Manyas
Moskva, Russian Federation
owls are not what they seem
owls are not what they seem
Currently Offline
Favorite Game
138
Hours played
42
Achievements
Review Showcase
1.3 Hours played
🍅 Tomato Way – Domatesle Geldim, Lobotomiyle Gittim
Ah, Tomato Way... Oyun değil, bir yaşam tarzı. Bir “domatesin intikam hikâyesi” bu kadar derin, bu kadar felsefi olabilir miydi? Olmuş. Hem de ne olmak.

Hikâye
Bir domates olarak mafyayla savaşıyorsun. Çünkü neden olmasın? Düşmanlar mı? Mutasyona uğramış et parçaları, zombimsi sebzeler ve "muhtemelen geliştiricinin rüyasında gördüğü ama sabah uyanınca hatırlayamadığı şeyler". Hikâyenin özü: "Ben bir domatesim ve bu dünyada adalet yok." Bu kadar. Gerisini kafan tam almıyor zaten çünkü oyunun yarısı LSD etkisindeymiş gibi geçiyor.

Oynanış
FPS mi? RPG mi? Yoksa psikolojik terapi mi? Hiçbiri. Oynanış, sürekli "Ben ne yapıyorum burada?" hissiyle dolu. Savaş sistemi: Rambo vari. Sürreal düşmanlar: David Lynch görse "ben bu kadar ileri gitmemiştim" der.

Silahlar var mı? Evet. Etkili mi? Tartışılır. Ama bir domatesin elinde bıçakla dövüşmesi başlı başına bir sanat zaten.

Grafikler
Unity motorunun sınırlarını zorluyor... ama yanlış yönde. Görseller o kadar "çirkin güzel" ki, gözlerin yanarken kalbin ısınıyor. Atmosfer karanlık ve boğucu, ama zaten bu oyun karanlık bir çağın ürünü. Cyberpunk değil, Tomatopunk.

Sesler ve Müzikler
Bir yerden sonra oyunun kendisiyle konuşmaya başladığını hissediyorsun. Müzikler ruhunu yontuyor, ses efektleri ise 2006 YouTube ses bankasından alınmış gibi. Oyunda düşmandan çok ses tasarımıyla savaşıyorsun.

Sonuç
Tomato Way, sadece bir oyun değil, bir deneyim. Beyin hücrelerinizi gönüllü olarak yakmak istiyorsanız, alın oynayın. Bu oyunu bitirdiğinizde domateslere artık aynı gözle bakamayacaksınız. Belki de hiç kimseye.

Puanım: 🍅/10
Yorum: Bu oyun değil, bu bir "soyut patates resmine domatesle cevap verme sanatı".
Item Showcase