intresse
Abu Temujin Al-Scrantonî
Idlib, Idlib, Syrian Arab Republic
Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere

Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde

MILLAH AL KUFRI JAMIAN WAHIDAH :SmokingGlock: :m67:
Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere

Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde

MILLAH AL KUFRI JAMIAN WAHIDAH :SmokingGlock: :m67:
Currently Offline
Artwork Showcase
51:23
hikayeler
Kar hüngür hüngür ağlayan bir insanın donmuş gözyaşları gibi hissettiriyordu sanki. Ölümlü X, çantasına birkaç atıştırmalık sıkıştırıp evine dönmek üzereyken arkadaşı ölümlü Y ile karşılaştı. Beton duvarlar üzerinde anlamsız isimler ile kaplı, beton duvarlar insanın aynası gibiydi... Ne ayna ama.

Ardından ölümlü X başladı sohbete;


Insan oyalanacak birşey buldukça içindeki sevgiyi kaybeder, değil mi?

- Neden böyle düşünüyorsun?

Anneni ve babanı seviyorsundur, sevmeyedebilirsin fakat aranda bir bağ vardır. Birgün anneni kaybettiğini düşün, ilk zamanlarda bu durum için üzüleceksin fakat işin, okulun ve kullanacağın maddeler var. Annenin varlığına ihtiyacın kalmayacak. Yanlış mı?

- Böyle düşünerek kendine 'tabu' koyan sensindir belki?

Insan hayatta tutunacağı birşeyler aramaz mı, içinde huzur hissetmek için arayışta olmaz mı? Bulduğu şey oyun da olabilir veya bir madde veya bir ideoloji. Bizler içgüdümüz ve dünyadaki icatlar ile yaşamayı sürdüren varlıklar değil miyiz?

- Tamam insanların ne yapmasını bekliyorsun peki sen?

O zaman sen neye üzülüyorsun? O zaman sen neden o kızdan ayrıldığın için ağladın? O değer verdiğin arkadaşların senin doğal halini görünce terk ettiler. Sen niye ağladın? Hani vazgeçilmezdi senin aşkın?

- Insanlar değişir, sen bunu kabullenmek istemiyorsun. Sen insanların değişmeyen kişiliklere sahip olmasını bekliyorsun.

O kız bitti yeni kız buldun, uğraşacak yeni bir uğraş buldun değişim dediğin şey bu sanırım? Ne kadar büyük bir değişim böyle.

- Bu konu bir yere bağlanmayacak.

Bu konu ölüme bağlanacak, bu konu yayınevi açan bankalara bağlanacak, bu konu depreme bağlanacak. Sizin değişiminiz hayatta verdiğiniz kararlar olmadı, olmayacak. Sizin değişiminiz zamanla buruşan bedenleriniz.

Soğuk havada alev püskürdü X'in vücudundan. Betonlar onun kalbine git diyordu. Çatlak duvarların arasından gökdelenler görünüyordu. İçinden mırıldandı; "Ne farkı varmış ağaçla gök delenin. Baki değil hiç biri oysa ki. Kesilir ağaçlar, yıkılır gökdelenler. Yeni bir ağaç görünür, yeni bir gökdelen inşa edilir. Bir sevgi biter biri başlar. İnsanın aşkı da değişir gerçekleri de. İnsana göre değişir, ama bu dünyaya göre değişmez. Gerçek anlamda tek değişim ölümdür çünkü. Maske, makyaj kimlik ne fark eder."

Tam evine doğru yürürken Y seslendi ona;

- Senin beynin sana engeller koyuyor, ölüm ölüm diye delirmişsin sen.

Arkasına baktı ve şöyle dedi X;

Ölümü düşünmeden yaşayanlar, yaşamış olduklarını anlamazlar. Sen bildiğin bana oyalanıp kendimi kandırmamı söyledin. Öyleyse bende sana ölümü hatırlatırım.

Birbirlerine karşı sertçe bir duygu yüklendi kadınları sertleşti ve buruk şekilde söylendiler;

- Sen attın kendini yuvandan ve kendin düştün bu hayattan. Sen değil miydin acizliğe giden yolu seçen, uzaklaşıp rahatlıktan. Dalıp durmadın mı kederlerin içerisine. Bana ölümüm neyi kanıtlacak belli değilken neden ölümü düşüneyim sen gibi? Sen ve senler etrafa karanlık saçan haydutlarsınız! Insanlarin hevesini kırmaya çalışan teröristlersiniz.

+ O, beni bir kartal gibi vahşi yaratmışken neden susup durayım, bahsetmeyeyim ölümden. Kanatlarımı açmayınca ne anlamı oldu ki kartal olmamın? Senin kalbin neyle memnun olmuş belli değilken, bende ne bulmuşsun da konuşursun usulca? Fahişelerden tırnak çizikleri alıp, sarhoş olup kusunca... Sonra ayrılık diye gezersin şarap fazla kokunca. Dört katlı mezarların sakinlerine gideceği yeri hatırlatırım, tabii onlarla yaşadıkça.

- Memnun değilsen yaşamaktan atla, memnun değilsen bizle yaşamaktan çek git. Sen itilmiş, kakılmış öfkeli bir şair. Saçın sakalın karışmış birbirine. Ölümü sen anlatacaksın, hangi birimize? Yalnızlık şehre aitse kandıralım kendimizi, tıpkı senin "O" diyerek kendini kandırdığın gibi. Bana atılan tırnak benim hayatımın izleri, senin karışmış saçlarınsa acizliğinin. Memnun değilsen bu şehir bu halktan, belli eder senin hainliğini.

Ölüme koşarak gitmem ölüm bana gelecekken, çıkış bulamayınca yapacak olan sizlersiniz. Öfkeli ve itilmiş ha, bunu kim söyledi? Söyledi bana değerli Prozac milleti. Seni ilaç icmeyince görürüm, neymiş bakalım hayatın izleri. Konuşur yaşarım inandığım ile ben, sana atılan tırnak ölümünün izleri. Ben bu topraklarda yeşerdim usulca, sizler ise meşrubat markaları varınca. Üzerinden mallarını yediğin toprağı yurt edinen düzenleyen kimdir nedir bilmezken? Senin gibi bir aşağılık halkı mı temsil eder? Artık topraklar sizin tanrılarınızın ben istesem bile gitmeme izin yok. Memnun olduğun hayat sizin sürünüzün... Onların isteği ile şekillenmiş. Şikayetçi olmamanıza bakarsak siz bu düzene değer insanlarınız, değersiz. Bir gün tanrılarınız çıkar ilişkisi yaşar, 10 tonluk şarap şişeleri atar birbirine. Sizce mikrop gibi kaçacak yer ararsınız kalacak olan ne halk ne düzendir. Sıra size yaklaşıyor merak etmeyin, sıra size.

Ardından bir kalabalık seslendi, geçmişte X'e söylenen herşey yankılandı çok şiddetli bir sesle;

"Sen istediği seyler olmamış diye başkalarının hayatını kıskanan bir gaddarsın.
Sen insanları seçimlerinden dolayı hor gören baskıcısın.
Sen sırf zor bir hayat yaşadın diye aynısını başkalarına dileyen bir korkaksın.
Sen delirmişsin, bunu kendine yapan sensin.
Senin gibiler kendisini karanlık bir enerjiyle belli ediyor.
Sen-sen-sen-siz-siz-siz...

Benim gibiler kendisini delirtiyor midelerine ve damarlarına doldurarak maddeleri. Biz inanırdık, sen-siz ben. Benim gibiler aynaya bakıp ağlarken gözyaşları banknotlara damlıyor. Sensiz ağlarken ben. Ne ölüm var diyorum elimdeki paraya bakıp, ne mezarlıklar var diyorum kitaplar açıp. Sizi yaşatan ve öldüren ne diye hiç sormamışken ben-siz. O kadar vicdansız ve korkaksınız ki ben-sizler. Hayatın bir anlamı olmadığını savunup, insanlara maddi bir düzen dayatılırken densizler, sustunuz. Bunu kabullenmeyenlere de karanlık diyorlarmış duyduğuma göre. Uyuduğuna göre uyandırılacaksın. Ya burada ya gökte. Ben-siz-ler ölümler ve reklam panoları. Benim şirin dört katlı mezarlarımın içerisindeki tuğla yığınları. Maytap, endişe böyle oldu böyle yaşadık diş dişe. "Hayat zordu bende oldum fahişe" ne acayip bir karanlığa gömüldüm ben. Yaşamak lekesi benden silinsin artık, var gel.

Devam edecek...


"bir gün bir çocuk varmış önüne gelen şeyleri tüketerek yaşarmış; madde kadın teknoloji spor sonra çocuk büyümüş ve demiş ki sarmıyor artık. sonra çocuk kafa yapıcı madde kullanmaya başlamış. oysa ki kadının bedeni de teknoloji de o zevk veren şey de birer dünya maddesiydi. zaten çocuk bunu farketmediği için kendisini buna kaptırmış ve zamanla ölüme doğru yürümüştü. ha tabii kafa yapan bi'şey kullanmayıp dünyadaki maddeyle geçinenlere gelince onların sonu da aynı hüsran pek farklı değil çünkü kendilerini kandırıp yaşadılar sahte sevgi ve gösteriş ile yaşayıp en sonunda masada tek ..
Favorite Game
644
Hours played
Screenshot Showcase
Game Collector