10
Products
reviewed
155
Products
in account

Recent reviews by T N K

Showing 1-10 of 10 entries
No one has rated this review as helpful yet
10.2 hrs on record
Early Access Review
super
Posted November 28, 2024.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
No one has rated this review as helpful yet
28.0 hrs on record (9.2 hrs at review time)
Gece oynarken oluşan gerilim... Alın oynayın
Posted November 30, 2020.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
This review has been banned by a Steam moderator for violating the Steam Terms of Service. It cannot be modified by the reviewer.
14 people found this review helpful
50 people found this review funny
0.6 hrs on record
(Review text hidden)
Posted July 20, 2018.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
No one has rated this review as helpful yet
0.7 hrs on record (0.4 hrs at review time)
Merakla beklenen devam oyunu yasaklanma ihtimali, ertelenme haberleri ve çokça tartışma yaratan açılış sahnesinden sonra sonunda karşımızda: Tempo yine hızlı, her bölüm bir öncekinden daha zor, anlatım hala sürreal, hala retro ve müzikler tabii ki 80’lerden. 8-bit’in imkan verdiği ölçüde kana bulanmış halde yola kaldığı yerden devam ediyor Hotline Miami 2: Wrong Number.


Nedir, ne değildir diyenler için önceki oyun Hotline Miami kuşbakışı perspektife ve piksel grafiklere sahip, korkunç hızlı ve acımasız yapısıyla sinirleri yıpratan derecede zor, fakat bir o kadar da bağımlılık yapıcı bir bağımsız aksiyon oyunu. Başrol ise telefondan aldığı şifreli mesajlar doğrultusunda hareket eden ve hayvan maskeleri takan bir seri katil. Sektörün büyük çoğunluğu başkalarını öldürmeye çalıştığımız oyunlardan oluştuğu için yorumum zaten tuhaf gelmeyecek ama, açıkçası oyun gerçekten eğlenceli; mekanikleriyle, tasarımıyla, atmosferiyle ilk oyun ününü kesinlikle hak ediyor. Zaten devam oyunu da hikayesi hariç kabaca ilkiyle aynı oyun.



Azılı hayranları Wrong Number hazırlanırken yapımcılardan ilk oyun üzerinde hiçbir değişiklik yapılmamasını istese de bizi birtakım yenilikler bekliyor. Wrong Number’da ilk göze batan farklılık birden fazla karaktere ve böylece birden fazla öyküye sahip oluşumuz. Bu yenilik sadece Jacket’in gözünden anlatılan hikayenin rahatsız edici ve gerçekdışı doğasını baltalasa da bu sefer ortaya daha ilgi çekici bir olay örgüsü çıkarmayı başarmış Söderström-Wedin ikilisi. Örneğin maskeli katilden önceyi konu alan bölümlerde “50 Blessings” örgütünün kökenini ve maskelerin orijinal sahiplerini görme fırsatı yakalarken diğer bölümlerde ise katilin hayatını araştıran bir yazarı ve Jacket hayranı bir katil grubunu kontrol ediyoruz. Her yeni bölüm iç içe geçmiş olay örgüsünü farklı bir karakterle ilerletiyor ve HM2 ilk oyunda maskelerin yarattığı oynanış çeşitliliğini karakter yelpazesiyle dolduruyor.



Wrong Number’da oynanış özünü korusa da eski sürükleyiciliğini biraz yitirmiş. Bölüm tasarımları hala başarılı, toplamda on üç farklı karakter oyuncuyu çeşitli tarzlar kullanmaya teşvik ediyor ve her kat size farklı seçenekler sunarak lineerliği kırıyor, fakat silah mekanikleri yakın mesafe dövüşün yerini büyük ölçüde almış. Öne çıkan mekaniklere ise bolca pencere ve geniş bölüm tasarımları arka çıkıyor. Bu stil değişimi yüzünden combo ve böylece yüksek puan yapmanın zorlaşması bir yana, düşmanları yuvalarından çıkarıp teker teker haklamaya çalışmak cidden yorucu. Özellikle de ekranın göremediğiniz yerlerindeki düşmanlar yüzünden ölmeniz ve sürekli shift kullanmak zorunda kalmanız ilk oyunun aksine zorluğu bir miktar sahte kılıyor. Yine de genel manada tüm bunları oynanışta bir gerileme olarak değil, oyun tarzında bir değişiklik olarak görüyorum.



Neyse ki ikili önceki oyunda yarattıkları güçlü atmosferi ustaca sürdürmüş; Hotline hala neon, tekno, suç, 80’ler, şiddet ve Miami karışımı bir uyuşturucu. Başına ilk oturduğunuz an oyun sizi yakalıyor ve uzun süre emri altında bırakıyor, belki yapmak istemeyeceğiniz şeyleri yaptırıyor ve görmek istemeyeceğiniz şeyler gördürüyor. Serinin büyük başarısı da bu sürükleyiciliği yazılı diyalog ve 8-bit grafik kullanarak ortaya koyabilmesi. Bu başarıda en büyük payı olan etken ise hiç kuşkusuz müzikler. İlk oyundan tanıdığımız Perturbator, Jasper Bryne ve M.O.O.N.’un da içinde yer aldığı soundtrack o kadar etkileyici ki tüm bunları yazmayıp seriyi sırf müzikleri için bile önerebilirdim.



Hotline Miami'nin devamı gelmeyecek ama Dennaton bunun telafisini bahar aylarında gelecek olan kullanıcı dostu bölüm editörüyle yapıyor ve ekliyor “Eğer istersen Hotline Miami 3’ü kendin yapabilirsin”. Oyunu yeterince zor bulmadığını söyleyebilecek cesaret ve yeteneğe sahip oyuncuları ise hikaye bir kez tamamlanınca açılan “Hard Mode” bekliyor. Düşmanları alt etmenin zorlaşmasına ek olarak kilitlenme mekaniği de Hard Mode’da oyundan kalkıyor. Oyunun masaüstü bilgisayarların yanında PS3, PS4 ve PSVita için çıktığını da belirteyim.


KARAR
İlk oyun gibi bir şaheser değil, belki ilk oyundan çok da farklı olmadığı için değerli değil, ama kesinlikle oynanmayı hak eden bir devam oyunu. Oturmuş oynanışıyla, baştan sona tasarımıyla ve müzikleriyle ikinci oyun hala çok güçlü, Hotline Miami hayranları için de tatmin edici hikayesiyle seriye yerinde bir nokta koyuyor. Yer yer çizgiyi cidden aşan Hotline Miami ve halefi basitçe şiddeti mi yüceltiyor, yoksa sürükleyici oynanışın ardında içe dönük bir eleştiri mi var, kararı oyuncuya bırakıyorum.
Posted July 19, 2018.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
No one has rated this review as helpful yet
562.2 hrs on record (37.3 hrs at review time)
ki ya da daha fazla araba bir topun peşinden koşarsa...
Futbol oyunlarıyla aranız nasıl? Eğer sıkı bir futbol hayranıysanız mutlaka PES ve FIFA serilerini ezbere biliyorsunuzdur. Peki, son zamanlarda farklı bir ortamda ve farklı oyun dinamikleriyle futbol oynamak istediğiniz oldu mu? Mesela arabalarla futbol maçı yapmak gibi… Eğer cevabınız evet ise sizleri Rocket League ile tanıştırmak isterim. Psyonix firması tarafından 7 Temmuz’da Steam platformunda yayımlanan Rocket League, yaklaşık bir ay sürede inanılmaz oyuncu kitlesine ulaştı. Arabalarla futbol maçı yapmanın keyfi gerçekten çok başka olmuş. O kadar heyecanlı anlar yaşayacaksınız ki, mesela kendi kalenize gol atabilme riskinin korkusunu yaşarken aynı zamanda rakibiniz kendi kalesine gol attığında kahkahalara boğulma keyfine erişeceksiniz.

Altındaki araba sadece birileriyle yarışmak için üretilmedi!
Başlıkta belirttiğim gibi; Rocket League sizlere bir araba yarışı oyunu değil, arabalarla futbol maçı yapma olanağı sunuyor. RC tipindeki araçlarla futbol maçı yapmak başta kulağa ilginç gelse de bir süre anlıyorsunuz ki oldukça marjinal bir fikirmiş. Oyun göründüğü gibi basit değil kesinlikle! Gol atacağım derken topun yanından geçip rakibinizin gol atması ya da topun bir anda yön değiştirmesiyle atacağınız golün kaçması… Öncelikle bunlara hazır olmalısınız. Zira topu sürmek çok zor ve kontroller aşırı hızlı. Hızınızı doğru ayarlayamadığınız takdirde istemediğiniz sonuçlarla karşılaşıyorsunuz. İşin eğlencesi burada başlıyor zaten. Klasik futbol maçlarındaki gibi takım oyunu burada baskın değil, burada şans ve zamanlama çok önemli. Gol atmak kesinlikle marifet. Ustalık istiyor. Bu yüzden ilk olarak sizlere oyunun antrenman seçeneğine yönelmeniz tavsiyesini vereceğim. Bu antrenman seçeneğinde hızınızı topa göre ayarlamayı kavrayabilecek ve kontrollere alışabileceksiniz. İki gün, günde 3 saat oynayarak; yani toplamda 6 saat bir oyun tecrübesi sonucunda oyuna alışabildiğimi söyleyebilirim. Tabii kişiden kişiye değişebilecek bir kavram bu.

Çarpışan arabaları ararken kendimizi nerede bulduk...

"RC tarzı arabalarla gol atmaya çalıştığımız yapımda arabanın tüm fiziksel parçaları önemli; tampon, kaput, tekerlek… Hepsi birer gol atma mekanizması ve aynı zamanda savunma mekanizması. Arabanın tamponuyla çizgiden top çıkartmak müthiş bir duygu gerçekten. Oyundaki detayları görebilmek ise biraz oyun tecrübesi gerektiriyor ki bu tecrübeleri kazandığınızda usta bir oyuncu olma yolunda büyük bir adım atmış oluyorsunuz. Tecrübe demişken… Sadece maç oynayarak tecrübe kazanabilirsiniz, başka yolu yok. Maç yapmak içinse antrenmanın dışında iki yolunuz var: Tekli oyuncu ve çoklu oyuncu. Çoklu oyuncu kısmına gelmeden önce, tekli oyuncu kısmından bahsetmek gerekiyor.
Tekli oyuncu; adı üstünde tek kişi olarak botlara karşı takımınızı kuruyor ve maç yapıyorsunuz. Bu sayede kolaydan en zora doğru bir alıştırma sürecinden geçiyorsunuz. Şimdiden belirteyim: en zor seviye gerçekten tatmin edici bir düzeyde, ben şahsen kendimi online rakip takıma karşı oynuyormuşum gibi hissettim. Takımda en az 1, en fazla 4 kişi olabiliyor. 1 vs 1, 2 vs 2, 3 vs 3 ve “Chaos “ adı verilen 4 vs 4 takım seçenekleriyle maçlarınızın kaç kişiyle oynanabileceğinizi seçebiliyorsunuz. Size tavsiyem 3 vs 3 veya 4 vs 4. Hele ki Chaos modu gerçekten, kaos. Top bir buraya, bir oraya gidiyor ve heyecanın doruklarında maç yapıyorsunuz.

Rocket League bir futbol oyunuysa eğer, tıpkı FIFA ve PES serilerindeki gibi bir takım kurup sezon modunu açıp takım yönetmek mutlaka olmalıdır ki, bu da var zaten. Klasik ayarlar olan sezonun ne kadar süreceği takım sayıları, oyuncu sayıları gibi temel ayarları ayarlamak bizlere kalmış. Bunlarla da güzel bir tecrübe sahibi olabilirsiniz. Maçların standart düzeyde çekişmeli geçtiğini söylemeliyim."

Roket araçlarla maç yapmak demiştik, değil mi?

Öncelikle klavye bizim en temel aracımız. Tıpkı FIFA veya PES oynar gibi, W,A,S,D bizlerin sağ kolu. Sadece topa doğru yönelin ve gol atın, tüm hepsi bu. Başlangıçta top ortada oluyor ve bir geri sayım başlıyor, bir nevi oyunun santra mantığı diyebiliriz buna. Arabaların hızları – turbo olayına birazdan gireceğim – normal şartlarda aynı, ilk hamleyi yapan avantajlı bir hale geliyor.

Arabaların topa vurma, topu geri savurma ya da ileriye götürme gibi temel kabiliyetlerinden ziyade, bu araçlarla zıplayabiliyorsunuz. Zıplayarak sanki orta açan arkadaşınızın size attığı o pası gole zıplayarak çevirebiliyorsunuz. Oyunun en sevdiğim özelliği olan serbest gezebilme özelliği kesinlikle çok güzel. Her yerden çıkabilir, rakibinizin planlarını bozabilirsiniz, şahsen bir anda sağdan çıkıp gole giden topu uzağa atmak müthiş bir şey.

"Top bir buraya, bir oraya gidiyor ve heyecanın doruklarında maç yapıyorsunuz."

Turbodan bahsetmek gerekirse, oyundaki hız kaynağımız onlar. Turboyu kullanarak müthiş bir ivme kazanarak gideceğimiz yere çok kısa bir süre içerisinde gidebiliyoruz ancak bu hız kaynağı turbonun eksi yanları da var… Turboyu fazla kullanırsanız topu ıskalayabilirsiniz ve top yerine kaleye giren siz olursunuz. Eh, rakibiniz de size gol atar ve turbo da boşa gider. Olumlu yönü ise bir gol kurtarmak da topa yetişip gol atmak. Turbo işini iyice kavramak istiyorsanız oyun koluyla bu oyunu oynayın, öteki türlü delirme ihtimaliniz yüksek. Çünkü arabalar o kadar kolay sağa sola gidiyor ki, topu ıska geçmeniz büyük olasılık.
Rocket League bu konuda güzel bir iş başarmış; hem skor anlamda rekabet yaratmış hem de sahadaki çeşitli yerlere turbolar bırakmış ki, bunlar için de bir rekabet olsun istemiş, takdir ettim.

Arabalarla futbol oynamak için geldiyseniz doğru yerdesiniz ancak oyun bununla da sınırlı değil. Özellikle biz Türk insanının neden bu oyunu seveceğimiz konusunda açık bir nokta var. Araçlar modifiye edilebiliyor, büyültüp küçültülebiliyor ve bayrak dikilebiliyor. Eh, Türk insanıysak bizim bayrağımızı dikmemiz en doğal hakkımız. Türk bayrağı ve fes oyunda mevcut, online oyunlarda bizleri gururla temsil edebilirsiniz. Bu açıdan oyunu gerçekten çok sevdim. Oyunun yapımcıları oyunu oynattırıyor gerçekten çünkü sadece bu ufak jestler değil aynı zamanda bunları açmak için seviye atlamak zorundasınız. Eh, ne kadar ekmek o kadar köfte…

"Rocket League sadece bir araba ve bir toptan ibaret değil! Bu oyunda çok daha fazlası var"

Şimdi en önemli sorulardan biri olan bu değişiklikler bir avantaj kazandırıyor mu? Cevabı görünüş olarak kişiden kişiye göre değişebilen evet ya da hayır ancak teknik olarak kesinlikle hayır. Aracınız ne kadar büyük olursa olsun, ne kadar seviyesi yüksek olan aksesuarlar kullanırsa kullansın tüm araçların dayanıklılığı aynı, hızları aynı. Bu açıdan oyuncular eşit konumda, takdir edilesi. Aslında araçları modifiye etmek işin kaymağı, iyi oynadıktan sonra pek önemi yok. İyi bir tasarım gözüne sahip olabilirsiniz ancak sizden iyi oynayan biri o arabanızı patlattığında dumur oluyorsunuz, bizzat yaşadım ve bu oyun bana bunu da yaşattı.

Yazımın başlarında sizlere gol atmak veya gol kurtarmak gibi şeylerden bahsetmiştim. Arabanızın arkasıyla gol kurtarmak bile sizin için bir artı oluyor, çünkü oyunda puan sistemi var. Evet, her yaptığınız hamle bir puan sisteminde notlandırılıyor. En yüksek puanı siz aldığınız takdirde maçın adamı seçiliyorsunuz. Bu özelliği FIFA 2004’te gördüğümde gerçekten çok etkilenmiştim, sanırım FIFA 2005’te yoktu. Burada bunu görmek paha biçilemez, ufak bir detay ancak oyuna ayrı bir tat ekliyor.