Install Steam
login
|
language
简体中文 (Simplified Chinese)
繁體中文 (Traditional Chinese)
日本語 (Japanese)
한국어 (Korean)
ไทย (Thai)
Български (Bulgarian)
Čeština (Czech)
Dansk (Danish)
Deutsch (German)
Español - España (Spanish - Spain)
Español - Latinoamérica (Spanish - Latin America)
Ελληνικά (Greek)
Français (French)
Italiano (Italian)
Bahasa Indonesia (Indonesian)
Magyar (Hungarian)
Nederlands (Dutch)
Norsk (Norwegian)
Polski (Polish)
Português (Portuguese - Portugal)
Português - Brasil (Portuguese - Brazil)
Română (Romanian)
Русский (Russian)
Suomi (Finnish)
Svenska (Swedish)
Türkçe (Turkish)
Tiếng Việt (Vietnamese)
Українська (Ukrainian)
Report a translation problem

Tunç zırhlı Akhalardan biri alacak hür gününü,
götürecek seni gözyaşları içinde,
Düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı,
Bu yüzden arkada kalacak gözüm.
Argos’a gidip tezgah dokuyacaksın,
gireceksin bir yabancı kadının buyruğu altına.
Su taşıyacaksın Messeis Irmağı’ndan, Hyperie Irmağı’ndan,
çökecek omuzlarına kara kader,
çekeceksin bin türlü sıkıntı.
Gözyaşı dökerken görecek biri, diyecek ki:
“Hektor’un karısıydı bu kadın,
Hektor, İlyon’un çevresindeki kavgada,
Troyalıların en başında dövüşürdü.”
İşte böyle diyecek bir gün bir adam,
yeniden tazelenecek senin acın,
seni kölelik gününden kurtaracak
Böyle bir erkeğin olmadığına yanacaksın.
Kölelik sürüklenirken çığlığını duymaktansa
dağlar gibi toprak örtsün beni daha iyi.”
benim oğlumun, troyalı'lar arasında,
babası gibi kendini göstermesini nasip edin,
babası gibi güçlü, mert olmasını,
ilyon'da bütün gücüyle hüküm sürmesini,
kanlı silahlarla savaştan dönerken o,
babasından çok daha üstün bu desinler,
mutlu olsun anasının yüreği.
ama savaştan çekilirsem bir korkak gibi,
troya erkeklerinden utanırım,
bakamam uzun entarili kadınların yüzüne,
içimden de gelmez, ne yapayım;
ün kazanmak için hem babama, hem kendime,
öğrenmişim atılgan olmayı,
troyalı'larla en önde dövüşmeyi öğrenmişim.
kafama, yüreğime komuşum şunu:
elbet bir gün yok olacak kutsal ilyon,
priamos ve onun iyi kargı kullanan halkı.
o vakit ne troyalı'ların acısı umurumda olacak,
ne hekabe'nin, ne kral priamos'un acısı,
ne de kardeşlerimin acısı umurumda olacak.
benim üzüntüm sensin asıl,
tunç zırhlı, akhalı'lardan biri alacak hür gününü,
götürecek seni göz yaşları içinde,
düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı,
bu yüzden arkada kalacak gözüm...
köleliğe sürüklenirken çığlığını duymaktansa
dağlar gibi toprak örtsün beni daha iyi.
erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu.
sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura,
ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü.
sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar,
gözcüler diktiler çepeçevre, dört bir yana,
mezar bitmeden akhalar saldırmasın diye.
bir mezar tümseği olunca toprak, kabara kabara
gerisingeri döndü hepsi kente,
toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni,
zeus oğlu kral priamos’un sarayında.
işte böyle yapıldı atları iyi süren hektor’un cenaze töreni.
* Önce başını bulutlara kadar yükseltir, sonra da kara toprağın içine sokuverir.
Çün buyurdun kesenleri astılar
Sen uyudun asılanlar dirildi
Mustafa'm Mustafa Kemal'im